PKK terör örgütünün dağ
kadrosunda bulunan ve Şemdin Sakık'ın yakın korumalığını yaptığını
söyleyen Erdal Ukuş, şok açıklamalarda bulundu.
Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Yamaç köyünde 2 odalı bir toprak
evde eşi ve 2 çocuğuyla beraber yaşayan 31 yaşındaki eski PKK bölge
komutanı Şemdin Sakık'ın 3 yıl korumalığını yapan Erdal Ukuş, 1991
yılında Manisa'nın Salihli ilçesinde terör örgütü PKK'ya katıldı.
Örgütte 4 yıl kaldıktan sonra tekrar Manisa'nın Salihli ilçesine
gidip güvenlik güçlerine teslim olan Ukuş, Diyarbakır'da 2.5 yıl hapis
yattıktan sonra serbest bırakıldı. PKK terör örgütünün içerisinde
kaldığı 4 yıllık sürede yaşadıklarını şok sözlerle anlatan Ukuş,
şunları söyledi:
"1991 yılında terör örgütüne katıldım. Burada 4 yıl kaldıktan sonra
teslim oldum. Örgütte bulunduğum süre içerisinde Van'ın Bahçesaray
ilçesinde eğitim gördüm. Eğitimin ardından PKK'nın en büyük bölge
sorumlularından olan Şemdin Sakık'ın korumalığına kadar yükseldim.
Semdin Sakık'la bire bir birçok eyleme katıldm. En büyük
eylemlerimizden biri de Bingöl ve Elazığ arasında bulunan 33 askerin
şehit edilmesi olayıydı.
Bu olaya gitmeden önce Şemdin Sakık'a gelen bir telefonda, 'Devlet
ve örgüt arasında ateşkes imzalanmış. Bu 33 asker Bingöl'den geçecek.
Bunların önünü kesin ve hepsini öldürün' dendi. Bize o gün şırıngalarla
ilaç verildi. 22 kişilik bir grup Muş'tan çıkıp Bingöl'e gittik, burada
askerlere pusu kurduk. Gelen askerleri iki taraflı taradık çoğu o anda
öldü, ölmeyenleri ise Şemdin Sakık bizzat kafalarına sıkarak öldürdü.".
ÖRGÜTTE ERMENİ DOLUYDU VE KİMSENİN HABERİ YOKTU!
"Kürt meselesi olarak girdiğimiz ve eğitimlerimizde hep bağımsız Kürt
devleti kurmayı hedeflediğimiz örgütte Ermenilerin oluşundan kimsenin
haberi olmazdı.
Şemdin Sakık başta bize, 'Örgütte tek bir Ermeni yok. Bu sadece Kürt
meselesidir. Kürdistan'ı kurma çabalarıdır' diyordu. Bizleri
kandırıyordu. Girdiğimiz bazı çatışmalarda öldürülen arkadaşlarımıza
baktığımızda çoğunun sünnetsiz olduğunu gördük.
Tuttukları günlük ve not defterlerine de baktığımızda tamamı
Ermenice yazılan yazılardı. Şemdin Sakık ve komutanlara söylediğimizde
ise, 'Kimse eğer içimizde Ermeni olduğunu duyarsa sizleri öldürürüz'
diye tehdit ettiler bizi. En çok üzerinde durdukları konu ise örgüte
yeni katılan elemanların kesinlikle örgüt içerisinde faaliyet gösteren
Ermenilerin olduğunu duymamalarıydı. Bu konuda uyarılırdık.
Eğer, 'Duyarlarsa siz de ölürsünüz' diyorlardı. Çatışma anlarında
bizimle gelen örgüt içerisinde bulunan birçok şahıs bize açıkça
söylüyordu. 'Biz sizi kandırıyoruz ve kullanıyoruz. Bizim verdiğimiz bu
dava tamamen Ermenistan içindir. Bizim burada kalan mallarımız ve
topraklarımız var. Biz bunun davasını veriyoruz' diyorlardı. Biz
tartışınca suçlu oluyorduk. Komutanlar bizi suçluyorlardı"
"Eğer yanlış hatırlamıyorsam, Şemdin Sakık'a gelen telefon içeriden
ve üst düzeyde bir yerden geldi. Bu telefonun ardından 33 asker şehit
edildi. Bu bile bir oyundu. Oyun sonucunda biz kullanıldık.
ONLAR KORUCU ÇOCUKLARI; ÖLDÜRÜN!
33 asker şehit oldu. Birileri ise sefasını yaşadı. Gittiğimiz her
köyde Türk, Kürt, çoluk çocuk demeden herkesi katlettik. Biz, 'Kürtleri
bırak niye çocukları öldürüyoruz?' dediğimizde, 'Onlar köy korucusu
olan insanların çocuklarıdır. Öldürülmeleri lazım. Eğer öldürmezsek
onlar da yarın babaları, aileleri gibi bize karşı olacaklar. Bizimle
çatışacaklar. Hepsinin ölmesi lazım' diyorlardı. İşte bunların hepsini
yaptık. En sonunda anladık ki yanlış bir dava uğuna halkımızı da
kendimizde ülkemizi de perişan ettik. Ama çok geç anladık. Bir Ermeni
davası için savaştık, kullanıldık. Şimdi döndük evimize geldik."
Hapisten çıktıktan sonra eşi ve 2 çocuğu ile perişan bir halde 2 odalı
bir toprak evde yaşamaya çalıştıklarını, herhangi bir geliri olmadığını
anlatan Erdal Ukuş, "Eşim Fikriye (31) küçükken temizlediği silahın
ateş alması sonucu yaralanıyor. O günden bu güne vücudunda kalan 40
kadar saçma var. Onları bile çıkaramadık. Eşimi hiçbir sosyal güvencem
olmadığı için hastaneye götüremiyorum. Eşim günden güne eriyor. 2 tane
çocuğum Gülistan 4, Helin ise 3 yaşında. Bunlar da hasta. Ne gösterecek
param var, ne de bir sosyal güvencem. Yeşil kart için müracaat ettim,
sabıkam var diye vermediler. Hangi kapıya gidip iş istediysem
sabıkamdan dolayı kovuldum. Kapılar yüzüme kapandı. Perişan haldeyim.
Devletten yardım istiyorum" şeklinde konuştu.
Ukuş, PKK'lı teröristlerin evine geldiğini ve kendisini tekrar dağa davet ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Teslim olduktan sonra cezamı Diyarbakır'daki cezaevinde çektim.
Daha sonra da köyüme geldim. Evlendim. Çocuklarım oldu. Sonra
askerliğimi yaptım. Örgütten birkaç kişi ilk günlerde evime kadar
geldi. Kendileri ile görüştüm, ne istediklerini sordum. Bana örgüte
dönmemi, dönmem halinde herhangi bir ceza çekmeyeceğimi söylediler.
Ancak ben dönmeyeceğimi, kendime yeni bir hayat çizdiğimi söyledim.
Güvenliğim açısından zor durumdayım. Köyümde koruculuk yapmak
istedim. Ancak bana, 'Korucu olamazsın' denildi. Şimdi ne yapacağımı
şaşırdım. İşsiz ve aşsız kaldım. Bana yardım eli uzatılsın istiyorum.
PKK'ya bulaşanın kurtulması zor oluyor. Gençlere tavsiyem ise sakın
ama sakın örgnrsa sizleri öldürürüz' diye tehdit ettiler bizi. En üz'
diye tehdit ettiler bizi. Enüt illetine bulaşmasınlar. Bulaşanlar ya
ölür ya da kurtulamaz. Benim gibi perişan olurlar. Size ev, iş, para
gibi vaatlerle yanaşırlar. Ancak bunların hiçbiri olmaz. Sonuçta
perişan olup kalırsızınız."