|
Şehidimin kabrini arıyorum |
Bu bir fıkra yada masal değil bu gerçek acı bir gerçek. lütfen okuyun
ve destek verin. bu yazıyı yazan bir çanakkale şehidinin torunu.
çanakkale gezimizde dedesininin, değil kabrini adının yazılı olduğu bir
taş parçası bile bulamadık. bunun yanında anzakların isimlerini ve
mezar taşlarını teker teker gezip okuyabildik. dikkatinizi bir şeye
çekmek istiyorum burası TÜRKİYE. orada mezar taşlarını kolayca bulmamız
gereken şehitlerin uğruna can verdiği ülke.
Soğuk bir Mart günü... Çanakkale, Gelibolu yarımadası... Binlerce
askerimiz, şehidimiz Gelibolunun çeşitli yerlerinde yatıyor:
Anafartalar'da, Bomba Sırtında, Ertuğrul, ;Ölüm(morto) Koyu'nda, Kanlı
Sırtta, kısaca Yarımadada bastığımız her yerde... Hâlâ topraktan
şehitlerimize ait kemiklerin çıktığı söyleniyor.
Yurdun hemen hemen her yerinden gelen ziyaretçiler... Kimi şehit
dedesini, bir yakınını aramak, kimileri ise şehitleri yâd etmek için,
dua etmek için gelmişler...
Şehit dedesi, bir yakınını veya hemşerisini arayanlar hayal
kırıklığına uğruyor; zira bizim şehitlerimizin bırakın doğru dürüst bir
kabri, yapılan çeşitli anıtlarda, yazıtlarda ismi bile yok, esamesi
okunmuyor. Kimin nerede yattığı, ne oduğu belli değil.
Anadolu'nun bağrından kopup anasını, babasını, eşini, çocuğunu,
gençliğini terk edip "Vatanım namusum elden gitmesin" diye burada şehit
düşen 253 bin Mehmetçik maalesef -bazı istisnalar hariç- KAYIP !
Çok hazin bir tablo !
İngilizler, ilk anıt mezarlığını 1927 yılında yapmışlar ve
Lozan'da buraların koruma altında olması için madde koydurmuşlar.
Fransızlar ise 1930 yılında Ölüm Koyu'nda ölen askerlerinin mezarlarını
yeniden tespit edip buradaki 2236 askerin adlarını yazmışlar.
Avusturalyalılar, Yeni Zelandalılar, hepsinin buralarda anıt
mezarlıkları var. Nerede askerleri çarpışmış ve ölmüş ise bu
askerlerini topraktan çıkarıp kimlik tespiti yaparak defnetmişler,
mezarlıklar yapmışlar üstelik bakımlı ve düzenli. Ölen askerlerin
isimlerini de tek tek yazmışlar.
Binlerce kilometre ötelerden Yeni Zelanda'dan, Avusturalya'dan,
Fransa'dan, İngiltere'den, kalkıp gelen biri, buradaki dedesinin, akrabasının
nerede yattığını görebiliyor. Ne güzel bir vefa örneği!
Ya biz? Conk Bayırı'nda Anzak askerlerinin isimlerinin yazıldığı
anıt mezarlarının yanında bulunan şehitlerimizin kemikleri, 1985'te
yoplkanıp hepsi bir mezara koyulmuş, tek bir mezara toplu halde...
Burada kimin yattığı belli değil, isim yok (!)
1997'de yapılan 57. Alay şehitliği ve 1993'te yapılan Sargı Yeri
Şehitliği ile Nuri Yamut Anıtı'ndan başka kabrimiz, şehitliğimiz yok !
Bunun dışında 1954 yılında yapımına başladığımız 1960 yılında kısmen,
güç bela tamamlanan, 2004 yılında yeniden restore edilen Hisarlık
Tepesi'ndeki anıt. Ayrıca bazı heykeller, yazıtla... Yarımada'nın her
yerine birer heykel, yazıt yapmışız.
Fakat hiçbiri kabrin yerini tutmuyor. Kabir bir başkadır bizim
kültürümüzde. Kabirde manevi bir hava olur daima. Kabir ziyaretlerinde
dualar okunur, kur'an okunur... Anadolu'daki kabir ziyaretleri de
böyledir.
Binlerce kilometre dedesini veya bir yakınını görmeye gelen
İngilizler, Fransızlar, Avusturalya ve Yeni Zelandalıların bu imkânı
varken, ben kendi yurdumun sınırları içindeki yerde şehid dedemin
yattığı yeri göremiyorum!
Bırakın kabrini, yazıtlarda ismine bile rastlayamıyorum!
Nerede benim şehit dedemin kabri?
Doksan yıl geçmiş. Şimdiye kadar buradaki şehitlerin yattığı yerler
tespit edilip tıpkı İngilizler, Fransızlar ve Anzakların yaptıkları
gibi, mezarlıklar, şehitlikler yapılamaz mıydı?
Birkaç heykelle, anıtla, göstermelik şehitlikle bu suç örtbas edilebilir mi?
Şehitlerin değil ama bizim bu kabirlere ihtiyacımız var. Hemde çok! Yeni neslin; çocukların, gençlerin ihtiyacı var.
En çok ihtiyacı olanlarda devletin yönetimine talip olanlar, devleti
yönetenler. Onların bu görevlere gelmeden önce muhakkak "ÇANAKKALE
RUHU" nu anlamaları lâzım. Çanakkale'yi yaşamaları, Çanakkale'yi
görmeleri lâzım.
Zararı trilyonlara varan KİT'lerin lojmanlarını, hatta en gözde
turistik yerlerde bu kurumlarda çalışanlar için yaz kamplarını eksiksiz
yapan bürokrasimiz, "devlit-i âlimiz(!)" bu kabirleri şimdiye kadar
-herhalde parasızlık sebebiyle, belki de başka bir sebeple- niye
yapmamışlar? Bunda bir kasıt mı var?
Hadi devletimiz yapamadı diyelim. Pekiyi nerede bizim sivil toplum
örgütlerimiz? Nerede iş adamlarımız? Nerede vakıflarımız? Nerede bu
millet? Nerede, nerede? Bunun maliyeti nedir ki?
Yazık, hemde çok yazık! Bu ayıp bir an evvel düzeltilmelidir.
Şehitlerimize saygı ve minnet borcumuz var. Bunu herkesin bilmesi
lâzım, bu saygısızlık ve vurdumduymazlık için utanıyorum, haykırıyorum!
Şehidimin kabrini arıyorum!
Nerede benim şehit dedemin mezarı?
YAZAN : ENGİN ÖMEROĞLU
Erbil sancaktar
 TurkChat Sohbete girip Türk Arkadaslik Kanallarinda turkce sohbet etme imkani. Her dilden Avrupa sohbet amerika turk sohbet kanallari
|
Yorumlar |

|
|